canberk tabakoglu
11 Takipçi | 1 Takip
14 10 2007

SES VE SESİN OLUŞUMU

SES VE SESİN OLUŞUMU

 

İnsan yapısında direkt ses tellerinden çıkan ham ses, yani ses tellerinin üzerindeki yapıyı yok ettiğinizde duyulan ses nargiledeki gibidir. Periyodik bir ritimle akan ses dalgaları, derinliksiz ham ses şeklindedir. Nargileyi de ses kaynağı olarak düşünürsek aynı yapıda, ham sesi oluşturmaktadır. Ancak bu ham ses, üzerindeki yapılara göre şekillenmektedir. Kaynaktan çıkan ses, genişleyen küresel dalgalar halinde ilerler ve mekanın duvarlarına çarpar. Duvarlara çarpan ses dalgaları, mekanın formuna, duvarların emicilik yada yansıtıcılığına göre belirli doğrultuda değişik şekillerde yansır. Burada nargile ve ses telli bir ses kaynağı olarak benzerliği göze çarpmaktadır.

Ağız yapısına bakacak olursak ana kubbe damak, yan kubbe mukarnaslar da yanak boşluklarıdır. Bu yapı ana kubbeden yansıyan sesin iç mekana yayılarak tını süresini çoğaltır, tonların dolmasını sağlar. Yanakların yumuşak dokusu, fazla ses dalgalarına emici satıh oluşturmaktadır

.

İnsan doğasında damak yapının ayarlanabilir olması da alçak ve yüksek frekanslara göre emicilik katsayısını ayarlayarak uygun şartlar sağlamaktadır

Damak ve üzerindeki burun boşluğu gibi. Mimaride akustik hayaller denen, yansıma kanunlarına göre, yansıtıcı satıhın arkasında, hayal meydana gelmektedir. Yansıyan sesler buradan geliyormuş gibi yayılır. Bu da akustik zenginlik oluşturur ve sesin derinlik kazanmasını sağlar. Tomografi görüntüsünde anlattığımız gibi, ayrıca sesli vokaller ağız içine sessiz vokallerden özellikle “m, n” gibileri de ağız içi kapatılarak burun boşluğuna yönlendirilir. Böylece burun boşluğu, bazı vokaller için tını alanı oluşturmaktadır. “Can” kelimesinin tınlama alanlarını incelersek şöyle:

 

İnsan yapısındaki damak kubbesinin üzerindeki burun boşluğu ses dalgalarının beyin, göz sinirleri gibi hassas yapılara zarar vermesini de engellemiş olmaktadır. Düşünsenize 100-150 kişilik orkestranın üzerinde mikrofonsuz söyleyen opera sanatçısının ses gücünü! Rezonans uyumunda kadehi kıran sesin gücünün içeride yapabileceği tahribatın büyüklüğü de görülebilmektedir. Ses dalgalarının fazlası öncelikle burun boşluğunda, sonra sinüslerde emilerek yok edilmektedir. Sinüslerin bulunduğu yerler itibariyle ve koruyucu hava boşlukları özelliği bu görüşü doğrulamaktadır.

 Maksille Sinüs: gözlerle damak arasında, Alın Sinüsü: özellikle tiz frekanslarda beynin ön yüzeyini korumakta,

Etmoid Sinüsler: gözlerin arkasında bulunan ana sinir uçlarını korumakta,

Sifenoid Sinüsler: burun arka üstünde beyinciği korumaktadır.

 Son yapılan araştırmalarda, sinüslerin içine mikrofon yerleştirilmiş ve ses elde edilememiştir. Böylece sinüslerin koruyucu ve fazla ses dalgalarını sönüştüren yapılar olduğu ortaya çıkmaktadır. Bizlere yıllarca söylenen “sinüsler tını bölgelerimizdir” savını da çürütmektedir.

1993
0
0
Yorum Yaz